DUYURULAR

* " TÜRKİYE KAMP VE KARAVAN DERNEĞİ'NDE YENİ DÖNEM" "PARLAMENTO DERGİSİNDE"
(Haberler'i tıklayınız)

* " ÜLKEMİZDE KAMPÇILIK VE KARAVANCILIĞI TANITMAYI VE SEVDİRMEYİ HEDEFLİYORUZ " "PARLAMENTO DERGİSİNDE"
(Haberler'i tıklayınız)

* " DERNEĞİMİZE YAPMIŞ OLDUĞUMUZ SÖZLEŞMELERLE İNDİRİM YAPAN KURULUŞLAR"
(Haberler'i tıklayınız)

* " 21 - 25 MAYIS BEYŞEHİR GEZİMİZDEN KARELER" (Haberler'i tıklayınız)

* KASTAMONU "DADAY" BAHAR GEZİSİ YAZISI ve FOTOĞRAFLARI İÇİN (Gezi Notları'ı tıklayınız)

* FICC ve TKKD
Yurtiçi ve Yurtdışı
RALLY'LERİ
(Haberler'i tıklayınız)

* MOTOKARAVANLARDA
AĞIRLIK KONUSUNDA
MÜJDELİ HABER
(Haberler'i tıklayınız)

* Fransa’ya gidecekler dikkat: Aracınızda “alkol test aleti” bulundurun
(Haberler'i tıklayınız)

* Avrupa’daki kampinglerde konaklama fiyatları
(Haberler'i tıklayınız)

* "AYLIK YEMEKLİ TOPLANTIMIZ
02 Aralık CUMARTESİ 2017'DE" <
(Haberler'i tıklayınız)


* "KAMPİNG KURMAK İSTEYENLER İÇİN ÖRNEK PROJE"
(Kamping Projesi'ni tıklayınız)

* "OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTIMIZI YAPTIK"
(Haberleri tıklayınız)

* Seçim Aydın
diyor ki:
"KARAVANLAR BU ÜLKENİN DE HAKKI"
(Gazete Kamp-Karavan'ı tıklayınız)

* Prof. Dr. Şükrü Kızılot diyor ki:
"260 UÇAK BİR KARAVAN EDİYOR"
(Haberleri tıklayınız)

* "KARAVAN ALAMIYORSANIZ UÇAK ALIN!"
(Gazete Kamp-Karavan'ı tıklayınız)

* TÜRKİYE'YE YÖNELİK SCHENGEN VİZESİ PROSEDÜRLERİNDE İYİLEŞTİRME
(Haberleri tıklayınız)

* TÜRKİYE İLE GÜRCİSTAN ARASINDAKİ "KİMLİKLE GEÇİŞ" UYGULAMASI
(Haberleri tıklayınız)


*
* TRAFİK KAZALARI İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER
(Haberleri tıklayınız)

* GEZİLERDEN NOTLAR... (Gezi Notlarını tıklayınız)

* SİTEMİZ SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR.

* GÜNCEL BİLGİLERE VE FOTOĞRAFLARA ULAŞABİLMEK İÇİN
(Haberleri tıklayınız)

* GÜNCEL OLMAYAN BİLGİLERE ULAŞABİLMEK İÇİN (Arşiv'i tıklayınız)

* MOTORLU KARAVAN ve ÇEKME KARAVANLARLA İLGİLİ MEVZUAT
(Haberleri tıklayınız)

* MOTORLU KARAVAN ALMAK İSTEYENLER İÇİN PRATİK REHBER
(Motorlu Karavanı tıklayınız)


* ULUSLARARASI EHLİYET ZORUNLULUĞU KALKTI
(Haberleri tıklayınız)

Site İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün84
mod_vvisit_counterDün364
mod_vvisit_counterBu Hafta779
mod_vvisit_counterGeçen Hafta2259
mod_vvisit_counterBu Ay7121
mod_vvisit_counterGeçen Ay11845
mod_vvisit_counterTümü465387

Sitede Ara

Kamping Projesi

ÜYE FORMU

Yazar Dernek Yönetimi   

 

(HÜRRİYET- Seyahat Eki  (15 NİSAN 2013)



 


YEŞİL NİKSAR GAZETESİ

Çamiçi'nde Kamp Karavan Alanı

11-12-13 Mayıs 2012 tarihlerinde Niksar Çamiçi Yaylası'nda düzenlenecek olan Kamp - Karavan ve Ankaralı Gezginler turu için Niksar'a gelen Türkiye Kamp Karavan Derneği temsilcileri Mete Darcan ve Sebahattin Ergin Çamiçi Yaylası'nda yapılacak olan uluslararası standartlarda bir kamp - karavan alanı için ilgili yerel yönetim birimleriyle görüşmelerde bulunarak incelemeler yaptılar.

11-12-13 Mayıs 2012 tarihlerinde Niksar Çamiçi Yaylası'nda düzenlenecek olan Kamp - Karavan ve Ankaralı Gezginler turu için Niksar'a gelen Türkiye Kamp Karavan Derneği temsilcileri Mete Darcan ve Sebahattin Ergin Çamiçi Yaylası'nda yapılacak olan uluslararası standartlarda bir kamp - karavan alanı için ilgili yerel yönetim birimleriyle görüşmelerde bulunarak incelemeler yaptılar.

Çamiçi Yaylası'nda yapımına başlanan Niksar - Çamiçi Kamp ve Karavan Alanı'nın doğa sporları, kampçılık ve karavan turizmine yanıt verebilecek nitelikte olacağı belirtildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigar, kamp ve karavan turizminin dünyada her geçen gün hızla yaygınlaştığını ifade ederek şöyle dedi; "Turizmin en önemli ve en olumlu özelliklerinden biri de çevreci olmasıdır. Turizmin yapıldığı yerde her şey çok daha dikkatli ve titizlikle gelişir ve çevreyi korur.. Doğayı ve çevre değerlerini de sahiplenen bir yapıyı göz önünde bulundurduğumuzda turizm adeta doğanın ve çevrenin bekçisi gibidir. İşte turizmin bu çeşitliliğine yönelik kamp ve karavan turizmine altyapı oluşturacak olan Niksar Çamiçi Kamp ve Karavan Alanı çalışmaları için bu işin profesyonelleriyle görüşmelerimizi tamamladık. Amacımız; 'Niksar' adının profesyonel kamp ve karavancıların rota listelerinde, kitap ve haritalarında 'Gidilecek ve Kalınacak Yer' olarak yazılmasıdır. Bu konuda destek ve yardım ve katkılarını esirgemeyen Türkiye Kamp Karavan Derneği yetkililerine Niksar'a gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Sınırlarımızdan Türkiye'ye giriş yapan her karavandan haberdar olan ve onları bilgi ve deneyimleriyle yönlendiren bu derneğin değerli iki temsilcisini Niksar'da görmekten mutluyum." dedi..

Çalışmalar hakkında bilgi veren Türkiye Kamp Karavan Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Ergin kamp ve karavan turizminin Niksar'ın gelişmesi ve kalkınmasına katkı sağlayacağını ifade ederek şu açıklamalarda bulundu; "Ocak ayında konuştuğumuzda Belediye Başkanı Duran Bey'in kamp ve karavan turizmine sıcak baktığını gördük. Biz de katkı sağlamak üzere, Orta Karadeniz Bölgesinde ihtiyaç olan kamp ve karavan Alanını Çamiçi Yaylası'nda tesis edebilmek üzere arkadaşım Mete Darcan bey ile Niksar'a geldik. Görüşmelerimizi tamamladık, kamp alanını belirleyerek ne büyüklükte bir alan yapılacağına karar verdik. Duran Bey'in de 5 Mayıs'a yetiştirilmek üzere verdiği talimat doğrultusunda çalışmalar başlatılmıştır. İlk etapta 11 Mayıs 2012 tarihinde Ankara'dan 12 karavan ve 25'i Ankaralı gezgin olmak üzere 50 kişi Niksar'a giriş yapacaklar. Çamiçi Yaylası'ndaki kam alanına yerleşildikten sonra 12 Mayıs'ta alış-veriş ve kent gezisi için Niksar'a inecek olan karavancılar saat: 09.30'da Nuri Park Hotel'de Ankaralı Gezginler ile buluşarak kentte alış-veriş yapacaklar. 13 Mayıs 2012 Pazar günü saat: 15.00'te açılışı yapılacak olan Niksar - Çamiçi Kamp ve Karavan Alanı'nın uzun yıllar Niksar'ın kamp ve karavan turizminin hizmetinde olacağından kuşkum yok. dedi..

Yurtdışında en çok ralliye katılmış olan duayen karavancı Mete Darcan'ın anlattıkları da dikkate değer nitelikteydi; "Öncelikle bilinmesini isteriz ki; biz Niksar'ı çok sevdik. Hiçbir maddi kaygı taşımaksızın tüm Türkiye'de karavan kamp alanlarının projelerini çizer ve yapılmasına vesile olurum. Gerekirse de tamamlanıncaya kadar da başında bulunurum. İnşallah Niksar'da da karavancılık nosyonunu başlatmış olmanın şerefini yaşarız hep birlikte. Kamp alanı yapıldıktan sonra ister karavan, ister çadır kampı ya da istenirse festival bile düzenlenebilir. Rusya'da karavan turizmi hızla gelişmekte. Dünyayı geziyorlar.. Niksar'a da gelsinler, Çamiçi Kamp ve Karavan Alanı'nında konaklasınlar ve Niksar'dan alış-veriş yapsınlar.. Avrupa Kamp Kataloğu'nu ve Avrupa Kamping Dergisi'ni biz çıkardığımız için birçok konuda yetki sahibiyiz. Dernek olarak, elimizden geldiğince Avrupalı turistleri Niksar - Çamiçi'ne yönlendirmeye çalışacağız. Çamiçi'nde yapılacak olan 25 - 30 karavanlık alanda istediğinde yüzlerce çadır kurulabilir. Elektrik, sıcak duş, tuvaletler ve bulaşık yıkama ünitelerine varıncaya kadar kamp yaşamına gerekecek her şeyin bulabileceği bir kamp alanı tasarladık Niksar için. Kampımızda manzarası olan küçük bir lokal de bulunmakta. Karavancılık hakkında birkaç rakam da vermek istiyorum; sadece İngiltere adasında 1.000.000 üyesi bulunan 100 karavan kulübü var. Biz yurtdışında her yıl 42 ülke olarak ralliye katılıyoruz. Çoğunlukla 5.000 karavanın geldiği ralliler oluyor. 42 ulusun bir arada bulunduğu 15.000 kişinin kamp kurduğu büyük bir ailenin üyesi olmanın yararlarını göz ardı etmemek gerekir. Bu konuda belediyelere büyük iş düşmektedir. Kamp ve Karavan Turizmi Avrupa'da çok geçerli bir iş kolu. Türkiye'de neden olmasın? Kısaca kamp ve karavancılık demek doğa ve çevreyi korumak demektir, alış-veriş demektir, kültür paylaşımı demektir." diyerek sözlerini sonlandıran Mete Darcan 13 Mayıs 2012 Pazar günü saat: 14.00'te açılışı yapılacak Niksar - Çamiçi Kamp ve Karavan Alanı'na kampçılığa meraklı tüm Niksarlıları davet etti..

27 Nisan 2012




 


 

 

 

 

 


 

 



 

Seçim AYDIN                                                                                         26 KASIM 2011

 

Karavanlar bu ülkenin de hakkı

ANKARA’dan Eskişehir, İstanbul, Samsun’a uzanan karayolları üzerinde Divriği, Alacahöyük, Çorum, Hattuşaş, Safranbolu gibi yörelerimizi tanımlayan levhalar var.


Bu, daha önceleri paylaştığım turizm değerlerimizin yollarımızı süsleyebileceği önerimin gerçekten güzel bir uygulaması. Bize yol bilgileri sunan ışıklı cihazların da bu amaçla kullanılması beldelerimizi birbirine bağlayan karayollarımızın Anadolu turizmine olan katkısını tamamlayacaktır. Karayolları üzerinde yer alan kültürel değerlerimizin gezilebilirlik imkanını artıracak, katkıda bulunacak bir başka yapılanma da uzun süredir ihmal edilen Kamping Tesisleri ve Karavanlar.

Oysa kalitesi giderek yükselen yollarımız, yol boyu tesislerimizle, birer turizm destinasyonu haline geliyorlar. BP MOCAMP’lar Türkiye’de turizmi başlatan tesisler olarak uzun süre önemli bir fonksiyona sahiptiler. Kilyos’ta Dünya Kamp Karavan Rallisi’nin yapıldığı 40 yıl öncesinden günümüze kalan, Şükrü Kızılot hocamızın gazetemizde değindiği gibi, uçaklarla kıyaslanan ÖTV’lerle bir karavana sahip olmanın zorluğudur. Oysa yollarında tekrar karavanlarla seyahat edilen bir ülkede olmak hakkımız.

 

Turizm türü sayılmıyor

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Nitelikler Yönetmeliğinde kampingler “karayolları güzergahları ve yakın çevrelerinde kent girişlerinde deniz, göl gibi doğal güzelliği olan yerlerde kurulan ve genellikle ihtiyaçların kendi imkanlarıyla karşıladığı tesisler” olarak tanımlanıyor. Ama gelin görün ki bunlar Bakanlığın internet sitesinde, turizm türlerinin sayıldığı bölümde yer almıyor.

Eğer Turizm Bakanlığı’nın değerli bürokratları bu konuyu, 2023 stratejisinde, yayla turizminin son satırındaki yerinden, dünya ölçüsünde bir noktaya taşıyacak projeleri ve teşvik önerilerini, kültürel değerlerimizin dünyadaki yerini almasında çabalarını esirgemeyen Sayın Bakana sunabilirlerse, çeşitlendirme konusunda da, farklı bir gelişim elde edebileceğimiz görüşündeyim. Karavanlarıyla seyahat edenler kamp yeri sağlandığında Alacahöyük, Hattuşa, Çorum ve Amasya’da daha çok zamana sahip olacaklar; bu örnekleri Eskişehir’den Gordion ve Frig vadisine, Ege’de ise daha çok seçenekle artırmak mümkün. Bir YPK Kararı olan 2023 Turizm Stratejisinin, özellikle eylem planları bazında, yetkili olmayan kurum ve kuruluşların revizyon çalışmalarından kurtarmak açısından, yeniden gözden geçirilmesi zamanı gelmiş bulunuyor.

 

Karavanın değeri depremde anlaşıldı

 

Kamp tesislerinin ve karavanların gerekliliğini son Van Depremi sırasında da yaşadık. Çok kimse farkında olmasa da Türkiye, yollarında 200 karavanın dolaştığı dönemlerde bu karavanları kiralayanların büyük bölümü basın mensuplarıydı. Son depremde böyle bir imkan olmadığı için güvenli olmayan yapıları tercih ettiler. Kamp alanları aynı zamanda ihtiyaç olan günlerde en başta suyu, tuvaleti, mutfağı olan birer açık alan olarak da kullanılabilecek özellikler taşırlar. Bu turizm türünün, Türkiye yollarında konuklara, basın mensuplarına hizmet verdiği bir tarihi geçmişi ve bugün de kültür turizmine konu olan Anadolu’da geleceği vardır. Karavan turizmi ülkenin genelinde düzgün yolların olduğu ve güvenlik sorunu olmadığını kanıtlayan bir anlam da taşımaktadır. Farklı bir turizm ve gezi anlayışına hitap eden karavanlar, modern İpekyollarının kişisel ulaşım aracıdır. Karavan dostları kendi araçlarını binlerce km taşımak yerine, imkanların sağlandığı ülkelerde, ihtiyaçlarına cevap veren araçları kiralamaktadır.

Haftanın ilginç gelişmesi ise 18-19 KASIM Tarihlerinde İstanbul’da yapılan ve TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ATO Meclisinde yaptığı konuşmada “müthiş bir ilgi vardı” cümleleri ile değerlendirdiği Dünya Türk Girişimciler Kurultayı’na ATO Meclis Üyeleri’nin davet edilmesinin unutulmuş olmasıydı.

 

(HÜRRİYET Gazetesi ANKARA Eki (26 KASIM 2011)

 



 

 

 

(17 Kasım 2011)

 


 

 

 

 

(13 Kasım 2011)

 


 

 

 

(03 Kasım 2011)

 


 

 

(ANAYURT Gazetesi  (20 EYLÜL 2011)

 

 


 

 

(HÜRRİYET- İZMİR Gazetesi  (09 EYLÜL 2011)



 

 

 

(OTOHABER DERGİSİ  (22-28 AĞUSTOS 2011 Sayı: 34)



 


 

(SÖZCÜ Gazetesi  (08 AĞUSTOS 2011)

 


 


 

 

 

 

(HABER TÜRK Gazetesi ANKARA Eki  (02 AĞUSTOS 2011)

 

 


 

 

Küçücük karavanım ağrısız başım


Karavanla 10 metrekarede 2 bin kilometre... Yok böyle özgürlük!

(VATAN Gazetesi PAZAR Eki  (12 EYLÜL 2010) Mutlu Tönbekici



Denir ki “İçinizde kalan bir şey var mı?” sorusuna Sakıp Sabancı “Bir karavanla dünyayı dolaşmak isterdim” demiş ölmeden önce... Sakıp Bey’in karavanı muhtemelen müthiş bir şey olurdu. Heyhat ömrü yetmedi. Biz 7 gün ve sadece Türkiye’de olmak üzere karavanla dolaştık ve diyoruz ki: Her eve lazım! Ne otelciyi, ne akrabayı çekmeden, konaklama, uçak, otobüs rezervasyonu yapmadan, tümüyle spontane, hem maddi hem ruhi nefis bir yolculuk... Uygun bir tane bulur bulmaz alacağım...

Karavanın tarihi

Karavan: Sözlükte şöyle geçiyor: “Motorlu araçla çekilen portatif barınak.”
Kelimeyi Türkçe’ye İngilizce’den almışız. Peki İngilizce’de nereden çıkmış ‘karavan’ lafı? Bildiğimiz ‘kervan’dan.
Bu da ne acayip bir şeydir! Kervan lafı buralardan batıya deve üstünde gitmiş, sonra (manası hayli değişmiş olarak) batıdan doğuya metal bir kutu içinde geri dönmüş. Kalkıp “Vosvagen kervanla Assos taraflarına tatile çıktık” deseydim bir şey anlamayacaktınız di mi? Bu kadın yine kafayı yedi derdiniz. (Yedik gerçi ama konu bu değil).
Kelimelerin bu muhteşem yolculuğuna bayılıyorum. Bergamotun da buna benzer bir hikayesi var. Anadolu’da “Beğ Armudu” diye çok hoş kokulu bir armut varmış bir zamanlar. Bu armudun kokusuna çok benzeyen bir portakal türüne Fransızlar beğ armudundan yola çıkarak ve her zamanki gibi eşek arısı sokmuş dilleriyle yanlış telaffuz ederek “bergamot” demişler. Sonra bu kelime dönmüş dolaşmış “bergamut” şeklinde üstelik bir narenciyenin adı olarak dilimize geri dönmüş... Nereden nereye...

Çingene evinden klimalı karavana

Peki karavanın tarihi ne? Aslında Amerika’nın iç bölgelerinin Avrupalılarca istilasına kadar gidebiliriz. 1745’ten itibaren, filmlerden de hatırlayacağınız gibi, dönemin Avrupa kökenli beyazları, ‘vagon’ dedikleri ve günümüz karavanlarından çok da farklı olmayan at arabalarıyla ilerledi vahşi Batı’ya. 1810’da Fransa’da da üretilmiş ilk ‘vagon’ ve hemen panayır göstericileri tarafından severek kullanılmış. 1850’den sonra Çingeneler benimsemiş karavanı. Çadırlarından çıkıp “vardo” dedikleri bu at arabalarına yerleşmişler.
Modern anlamda karavanlar motorlu araçların yaygınlaşmasıyla ortaya çıkmış. İlk motorkaravan 1910’da Kanada’da bir kamyonun üzerinde inşa edilmiş. Araç arkasına takılan ilk karavanlar 1920’lerde ABD ve yine Kanada’da çıkmış. Hayli basit, sadece yatmaya yarayan seyahat römorklarıymış bunlar. Meraklılarına “teneke kutu turistleri” denirmiş o zamanlar. “Karavan” kulüpleri bile kurulmuş hemen. 1930 ve 40’larda karavanlar ev haline gelmiş. 50’lerde durum iyice köpürmüş dev modelleri yapılmaya başlamış. 60’lardan sonra Amerikan usulü ‘gecekondulaşma’ hareketi olan karavan evlere hizmet vermeye başlamış sektör.

Hippilerin evi

Ama esas patlaması 60’ların sonu 70’lerin başı yani “hippi” zamanında oluyor. Karavana dönüştürülmüş ve üzerine 578 adet çiçek çizilmiş VW minibüsler o dönemin sembolü haline geliyor.
Ekşisözlük’teki bir tanım çok hoşumuza gitti: “Genellikle ya bayağı zenginlerde ya da bayağı fakirlerde olan bayaa değişik bir araç.” Son yıllarda film setlerinde çok acayip lüks versiyonlarını görür olduk. Park halindeyken sağa sola genişleyen, içinde jakuzisi bile olan ve bizim evlerden kat be kat lüks versiyonları.
Türkiye’de yaygın değil. Göçebe kökenliyiz ama fena halde yerleşik olduk. Yazlık ev yerine karavan almak kimsenin aklına gelmiyor. O yüzden karavan parkları ya çok az ya da kötü. (Son iki yılda iyi bir iki yer açıldı)

Karavanda neler var veya olabiliyor?

Aslında gerekli her şey konulabiliyor.
* Küçük versiyonda iki buçuk, büyük versiyonlarda altı kişilik yatma yeri   
* Yemek masası ve 4 kişilik oturma yeri
* Duş, tuvalet
* İki gözlü ocak
* Buzdolabı
* İstenirse fırın
* Dışarıdan aldığı elektrikle çalışan klima
* TV
* DVD * Bir sürü dolap
* Kalorifer
* 100 veya daha fazla litrelik temiz su tankı. Daha ne olsun?

 

 

Nereden çıktı bu karavan?

3 yıldır Türkiye’nin hali hazırda en çok satan seyahat kitabı “Küçük Oteller Kitabı”nın editörlüğünü yapmaktayım. 3 yıldır deli gibi dolaşmaktayız. Yılın en az 100 günü yollarda geçiyor. Evet tabii ki kendi aracımızla üstelik de Türkiye’nin en güzel otellerinde yatıp kalkarak ama kabul edin 100 gün boyunca evden uzak kalmak da kolay bir nane değil.
Karavan, hep kafamızın bir kenarında olan bir şeydi. Ev hissini az çok veren bir şey. Evet bir karavan almak istiyoruz. Ama paramız çok olmadığı için üç kuruşu harcamadan önce nedir bu karavan olayı bilelim istedik.
CASAVAN Karavan Kiralama Şirketi, (casavan.com) bu arzumuzu bir yerlerden duyup bize mail yazdı. Şirketten Çağrı Öztoprak, “Karavanlarımızdan bir tanesini bir haftalığına ister misiniz?” diye sordu. Agggghhh... İstemez miyiz? Hem de bayıla bayıla.
Karavanımız bir Volkswagen Volt LT35. Bir moto karavan. Yani tek parça. (Arkaya takılanlara çekme karavan deniyor) İçini CASAVAN’cılar kendileri karavana dönüştürmüş. Devletimiz, karavancılığı über-süper-very very lüks saydığı için (çünkü karavancının ayrıca bir jeti, ayrıca bir yatı ve bittabi 24 odalı malikanesi vardır) manyak bir ÖTV ‘bindiriyor.’ O nedenle ancak 5 yaşından büyük araçlar karavana çevriliyor.
Bizim karavan camper dedikleri 2,5 kişilik bir tip. Büyük olmadığı için çevik. Normal bir araç olarak da kullanmak mümkün. Günlük kirası 200 TL. Kilometre başına 40 kuruşluk mazot yakıyor.
6 kişilik versiyonları daha geniş ancak yolculuk açısından küçükler kadar pratik değil.

Karavanla neler yapılabilir?

* Türk polisi gıcıklık yapmadığı sürece dünyanın her köşesinde uyuyabilirsin! Ertesi gün sabahın köründe devlet dairesinde işin mi var? Park et dairenin önüne olsun bitsin. Canın bilmem ne dağındaki bilmem ne şelalesinde sabah banyosu mu yapmak istiyor? Park et kenarına, sabah gir. Uzun yola çıkmışsın, uykun mu geldi? Çek kenara uyu. Öz hakiki seyahat özgürlüğü budur. Gerisi laf. Otel ayarla, gece yarısı gel, kimseyi bulama... Vır vır vır... Yeter ki ağaç altına park et!

* İnsanın içini kemirip duran “bir yerlere yetişme duygusu”ndan kurtulabilirsin. Zira her yer senin. Doğadan başka kimse beklemiyor.

* Akrabalarını hem ziyaret edebilir hem de canın istemiyorsa evlerinde kalmadan çekip gidebilirsin. Gece nerede kalacaksınız, aa hayatta bırakmam, otele para verdirmem, çarşaf havlu kirlettim, eniştem de çok horluyor derdine son. Çok istiyorsan bahçelerine çektiğin kendi ‘evinde’ kalabilirsin.

* Bir yeri beğenmemişsen veya beğenmediğin birileri gelmişse, anında orayı terk edebilirsin. Maksimum terk süresi: Sandalyeyi, masayı toplayıp, tenteyi dürme sadece 10 dakika.

* Bavul toplama derdinden kurtuluyorsun. Eşyaları bir kere yerleştirdin mi, artık tamam. Otele de gitsen, bir pijama, bir diş fırçasını yanına alman yeterli.

* Karınla/kocanla/sevgilinle kavga ettiğinde ve o gece evde kalmak istemediğinde nereye gideceğini biliyorsun. Arkadaşlara gidip, gereksiz kafa ütülemelere, zırva tavsiye veya gaz almalara son.

ÖZETLE: 100 litre temiz suyu, banyosu, tuvaleti, idareli kullanılırsa 6-7 saat elektriği, düz ekran TV’si, DVD oynatıcısı, gazlı ocağı, buzdolabı, termosifonu, masası, sandalyesi ile evde yapabileceğin her şeyi bir karavanda yapmak mümkün! Yemekler de yaptık, çaylar da demledik, şampanyamızı patlatıp güneşi de batırdık, konuk da ağırladık... “Aslında 10 metrekarede de yaşanabilirmiş” düşüncesi insanı gereksiz yüklerden kurtulmaya doğru götürebilir. Karavan bir nevi terapi aynı zamanda...

Memlekette karavanı kullanan ünlüler:
Volkan Konak, Şevval Sam, İz TV’nin Vilko’su
(o da artık bizden sayılmaz mı?)

En çok nerede uyanmayı sevdik?

* Assos Sivrice Koyu:
Tek kelimeyle nefis! Minicik ve hâlâ bakir. Sabaha karşı 4’te vardık. Koyun en sonunda, denizin dibindeki “SARNIÇ OTEL”e park ettik. Kimse niye bu saatte geldiniz demedi. Meğer burada adet buymuş. 24 saat açık. Sabah güler yüzle hoş geldiniz dediler, bir şey ister miyiz diye sordular. Denizin neredeyse içinde bitmiş bir pırnal ağacının altında çok şahane bir kahvaltı ettik. Bir gece park ve iki kişilik kahvaltı için 20 lira ödedik. (Ali Rıza Öztekin 0537 8808590)

* Bursa Apolyont Gölü kenarı, Gölyazı:

Kamp yeri değil, bildiğiniz köy. Güzel olan sabah tekne pat patlarıyla uyanmak. Kadınlı erkekli köy halkı, erkenden balığa çıkıyor. Sonra o balıklar köy meydanında açık arttırma ile satılıyor. Köy güzel, halk sevecen...

* Pamucak Dereli Kamp:

Kamp olarak pek bir şey sunduğunu söyleyemem. Fakat memleketin en güzel sahili de burada. Nefisler ötesi bir kum. Harikulade bir deniz altı: Muhteşem balık sürüleri. Ve daha güzeli: O kadar HİÇ kimse yok ki... denize çıplak girdik!...

* Alsancak Gündoğdu Meydanı:

Ah işte gezinin en şahane kısmı. Gece saat 11 gibi geldik, sahile park ettik. Sandalyelerimizi çıkartıp çimlerin üzerine koyduk. Ayakkabılarımızı çıkarttık, minik Henkel ucuz şampanyalarımızı içtik, sigaramızı tüttürdük. Bir sularında yattık. Çok ama çok mutluyduk. Sabah beşte polis geldi. Megafondan korkunç bir sesle bizi “aracımızın başına” davet etti. Kıçından kalkıp başına geçtik, Saint Joseph’in oralarda bir otoparka gidip uyumaya devam ettik. Fakat o bölge de İzmir’in en “hareketli” bölgesiymiş. Sabaha kadar bir pazarlıktır gitti. Yine de eğlendik.

Karavanda göze alınması gerekenler

* İlk 4 gün kafa, her yerde çarpıyor. Hele hareket halindeyken es kaza buzdolabından kaptan şoför için su almaya kalkarsan tam anlamıyla felaket oluyor. Benim kafam 6 kere çok sıkı bir şekilde mutfak dolabına çarptı. Bir adet patatese döndü başım. Sonra alışılıyor.
* Klima hadisesi biraz problematik. Panelvan minibüslerde genelde klima olmuyormuş. Karavana çevrilince de içeriye elektrikle çalışan klima konuyor. Fakat o da ancak araç durduğu ve dışarıdan elektrik aldığı zaman çalışabiliyor. Açıkçası ağustos ayında, İzmir Şirince Kuşadası Assos yollarında, pek mantıklı değil. Belki bahar aylarında manalıdır.
* Çok hızlı dağılıyor. Ortada bir okunmuş gazete, bir plaj havlusu, bir bardak bırakıldığında, evde 20 kişilik parti verilmiş etkisi oluşuyor.
* Fazla eşyaya yer yok. Orta büyüklükte bir bavul, o da tıka basa olmamak şartıyla dolaplara ancak sığıyor.
* Ağaç altı bulunmazsa (veya benim gibi doğu batı hesabı yanlış yapılırsa) sabah biraz ‘sıcak’ uyanılıyor.
* Türkiye’deki kamp yerlerini açıkçası pek sevdiğimizi söyleyemem. Büyük çoğunluğunda bir “gecekondu” zihniyeti hakim. Şöyle ki: Yakın civarda bir şehirde oturanlar, çekme karavanlarını yakın bir kamp alanına yerleştirip gidip geliyorlar. O kadar uzun kalınca da o karavancılar yayılıp duruyor. Çıkma çadırlar, dev ev buzdolapları, kocaman TV’ler, koltuklar, salıncaklar... Yani karavancılığa tamamen ters bir durum gelişiyor. Karavan “kalk gidelim” derken millet çılgın bir yerleşme derdinde. Babacım gez dolaş yahu! Gürültü, patırtı... İki volt elektrik alacağım diye o hengameye girmeye değmez.

Yüzde 84 ÖTV!!

Devletimizin karavan düşmanlığı da ayrı konu. Beş yaşından küçük bir minibüs alıp karavana dönüştürürsen yüzde 84 (seksen dört!!!) ÖTV ödemek zorundasın. Bu yüzden hepsi 5 yaşında dolayısıyla yolculuk sırasında klima imkanı yok.

7 gün kaça mal oldu?

Araç kirası: 7 x 200 = 1400 TL
Mazot: 2000 km x 0.4 = 800 TL
Kamp yeri ücreti: 20 x 3 = 60 TL
Buzdolabını doldurma: 300 TL
Toplam: 2560 TL. (Karavan kirası vermiş olsaydık)

(VATAN Gazetesi PAZAR Eki  (12 EYLÜL 2010)

 


 

 


 

DERNEKLE İLGİLİ HABERLER BASIN’DA

Türkiye Kamp ve Karavan Derneği ile ilgili haberler basında sıkça yer alıyor. Ankara’nın turizmini kalkındırmak amacıyla Ankara Valisi Alaaddin Yüksel başkanlığında yapılan toplantıda, Kamp-Karavan turizminin önemi belirtilerek, Başkent’in modern bir kampinge kavuşmasının gündeme gelmesi Gazetelerin Ankara eklerinde ve internet haber portallarında yer aldı.

Sabah Gazetesi’nin 23 Temmuz 2010 tarihli Ankara ekinde Türkiye Kamp ve Karavan Derneği hakkında ve “Kampingsiz Başkent Ankara” başlıklı bir röportaj yayınlandı. Ayrıca Çubuk ilçesinde yayınlanan “Çubuk Medya” da “Kampçıların ve Karavancıların yeni gözdesi Çubuk” başlıklı bir haber yer aldı.

 


 

ANKARA’YA MODERN BİR KAMPİNG GİRİŞİMİ

Ankara’nın turizmini kalkındırmak amacıyla Ankara Valisi Alaaddin Yüksel başkanlığında yapılan toplantıda, Kamp-Karavan turizminin önemi belirtilerek, Başkent’in modern bir kampinge kavuşması gündeme geldi.

Ankara'nın turizmini kalkındırmak ve önemli projeler hakkında fikir alışverişinde bulunmak amacıyla Başkent'in protokol üyeleri ve turizm sektörü temsilcileri 1. Ankara Turizm ve Tanıtma Konseyi Toplantısı’nda bir araya geldi.

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel başkanlığında yapılan ve Derneğimizin de davet edildiği toplantıda, Kamp-Karavan turizminin önemi belirtilerek, Başkent’in modern bir kampinge kavuşması konusu hakkında TKKD Başkanı Bülent Karaboncuk bilgi verdi.

Toplantıya, üniversite rektörleri, belediye temsilcileri, oda temsilcileri, emniyet ve askeri yetkililer katıldı.

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel açılış konuşmasında Başkent'in turizminin canlandırılması gerektiğine işaret etti ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların elini taşın altına koymasını istedi. Şehrin yüksek bir turizm potansiyeli olduğunu kaydeden Vali Yüksel, "Dünya turizm konusunda nasıl yapıyorsa Ankara da öyle yapmalı, davranmalı. Biz de öyle yapacağız. Her ay toplanarak gelişmeleri çok yakından takip edeceğiz ve mutlaka sonuç alacağız” dedi.

Ankara'da turizm konusunda neler yapılması gerektiğine cevap bulunması gerektiğine değinen Alaaddin Yüksel, bunun için de planlamadan altyapıya, eğitimden sağlığa kadar pek çok konunun gözden geçirilmesini ve bir yol haritası çıkarılması uyarısında bulundu.

Türkiye Kamp ve Karavan Derneği Başkanı Bülent Karaboncuk, farklı bir konuya dikkat çekerek Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’e ve Konsey üyelerine şu bilgileri sundu:

“ Avrupa Birliği’ne girmemizin çok yoğun olarak konuşulduğu günümüzde, Avrupa Başkentleri arasında kampingi olmayan tek Başkent Ankara’dır.

Yurtiçinden ve yurtdışından Ankara’ya gelmek, burada konaklayarak şehri gezmek, tanımak, tatilini geçirmek isteyen kampçılara, karavancılara Başkent’te kalacakları bir kamping olmadığı için “ Ankara’ya gelmeyin. Konaklama yapabileceğiniz bir yer yok. Perişan olursunuz. Başka yere gidin “ diyoruz.

Bu, Ankara’ya gelmek isteyen bir turiste “burada otel yok” demek gibi bir şey. Tabii çok şaşırıyorlar, inanmak istemiyorlar. Ne yazık ki bu doğruları söylerken utanıyor ve çok üzülüyoruz.”

Başkan Bülent Karaboncuk “ Ankara Valiliği’nin önderliğinde, İl Turizm Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Kamp ve Karavan Derneği’nin ortak çalışması ile bu sorunun çok rahatlıkla çözülebileceğini, Derneğin 45 yıllık bilgi ve tecrübesi ile yardıma hazır oluğunu belirterek, “göreceksiniz, böyle bir kampingin gerçekleşmesi halinde Ankara’nın turizm potansiyeline çok şey katılacaktır” dedi.

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, Türkiye Kamp ve Karavan Derneği’nin Türkiye’yi yurt dışında da temsil etmesinden ve FICC’nin Yönetim Kurulunda yer almasından dolayı konunun daha da ehemmiyet kazandığını belirtti. (13 Temmuz2010)



 

 
© 2010 Türkiye Kamp Karavan Derneği